Yetim, öksüz, anne babaları vefat etmiş olanlara denir. Kısaca anne babaları zorunlu olarak yanlarında olmayanlara denir. Peki ya anne babaları yanlarında olup da annesiz babasız büyüyenlere ne denir?
Anne baba işten gelir gelmez “Yorgunum bana dokunmayın.” diyerek ayaklarını uzatıp ya televizyon ya da telefon ekranına gömülüp çocuğunu görmüyor bile. Şimdi yazının başında söz ettiğimiz çocuk ile bu çocuğu yan yana koyduğumuzda nasıl bir eşleşme ortaya çıkıyor? Zannımca ilki zorunlu yetim iken ikincisi anne babasının tercihi ile tercihli ve gizli bir yetimdir. Öyle bir yetim ki anne babası var ve yanındadır ama yoklar, hayalet ekranlarda uzaklarda yaşıyorlar. Öyle uzaktalar ki en ufak bir yaramazlık ya da gürültüyü duyup ona kızacak ama yalnızlığın çığlığını duyamayıp onu başka bir ekranda bekleyen ve o taze dimağı sanal dünyanın gerçek pisliklerine, ahlaksızlığına çekmeğe çalışan canavarların ellerine itiyorlar.
Çocuğun bu yalnızlığı onu zamanımızın tüm kötülüklerinin sergilendiği ve özendirildiği sosyal medyaya yönlendirir. Sosyal medyaya müptela olan çocuk da her türlü çetenin doğal bir hedefidir. Bu çeteler ağlarına çektikleri çocuklar üzerinde güven kurduktan sonra bu çocukları yavaş yavaş suç dünyalarına çekiyorlar. Burada asıl odaklanmamız gereken nokta; çocuklarımız bu ağa takılmadan önce dikkat etmemiz gerekenlerdir.
Peki bu potansiyel hedef olan çocukları nasıl buluyorlar? Şöyle düşünelim ki; bir çocuk düzenli olarak evde herkesin uyuduğu saatte sosyal medyada aktif oluyor. Bunun çok açık, net anlamı var ki; bu çocuk ailesinden kopuk bir hayat yaşıyor ve gizli bir yetimdir. Öncelikle belki basit bir iki beğeni, paylaşıma yorumlar derken kısa sohbetler derken çocuğun güvenini kazanır. Özellikle gecenin karanlığında yalnız kalmış ve aileden kopukluğun verdiği acıyı yaşarken, ona değerli olduğunu fısıldayan bir kişi çok kolay bir şekilde güveni kazanır. Vs vs konumuz çetelerin çocuğa nasıl yaklaştığı değil, konumuz çocuğumuzu yanımızda tutmak.
Anne babalar olarak bütün gün çalışıp yorulduğunuz doğrudur. Ama rahatları için yorulduğumuz çocuklarımızı ihmal edersek bu çalışmanın ne önemi var?
Anne babalar olarak şunu çok iyi bilmemiz gerekiyor ki; anne babalar olarak fıtri olarak çocuğu büyütme yeteneğimiz olsa da eğitme yeteneğimiz fıtri olarak bizde bulunmuyor ve bunun için öncelikle kendimizi eğitmeliyiz. Öncelik kendimizin nitelikli anne babalar olmasıdır. Çocuklarımızın bize göre en küçük meselelerini bile ciddiyetle onlardan dinlemeli ve feraset ile yol göstermeliyiz. Peki yukarıda söz ettiğimiz fıtri yetenekten maksadımız nedir? Burada maksat şudur ki; güncel kelimesi “içgüdüsel olarak” yeteneğimiz var ama eğitim yeteneği bu pakete dahil değil, çalışıp kazanmak lazım.